Ruh Sağlığı Politiktir!

Birey; kolektif bir varlıktır ve kolektif ruhsal iyilik hali ancak kolektif güven, barış, huzur, adalet ve özgürlük ile en çok da demokrasi ile mümkündür. Yani ruhsal iyilik hali, kolektif iyilik halinin korunmasıyla mümkündür. Kolektif iyilik hali; herkes için eşit, adil, ve özgür bir yaşamın sağlanmasıyla mümkündür. 

Anayasal hak ve özgürlükleri savunmak, hepimizin öncelikli sorumluluğudur. Anayasal hak ve özgürlüklerimiz her koşulda korunmalı, zedelendiği durumlarda sesimizi yükseltmeliyiz.

Hep birlikte haklarımıza sahip çıkmalı ve adaletin sağlandığı bir toplumda kolektif iyilik halini sağlamalıyız.

Aksi iyileştirmesi güç derin yaralar demektir ve bu yarayı ülkedeki tüm ruh sağlığı çalışanları da bir araya gelse kapatamaz. 

“Travma her zaman politiktir.” — Bessel van der Kolk

Psikoterapi odalarında veya dışında ruh sağlığını konuşurken; çoğu zaman bireysel meselelere, farkındalığa ve içsel dönüşüme odaklanıldığı zannedilir. Ancak ruh sağlığı ve psikoterapi hiçbir zaman yalnızca bireysel bir mesele olmamıştır. 

Bireyin iyilik hali, içinde bulunduğu toplumsal yapıyla doğrudan bağlantılıdır. Ekonomik kriz, hukuksuzluk, savaşlar, ayrımcılık ve güvencesizlik gibi makro düzeydeki dinamikler, bireyin ruh sağlığını ciddi boyutta zedeler. Ve hepsi de psikoterapi odalarının dışında olduğu kadar psikoterapi odalarının da konusudur. Olmak da zorundadır. Çünkü ruh sağlığı, psikoterapi, travma her zaman politiktir.

Toplumsal travmalar, yalnızca geçmişin izleri ve bugünkü yansımaları değil, bugünün politik kararlarıyla da şekillenir. Bir toplumda insanlar güvende hissetmiyorsa, adalet yoksa, eşitlik sağlanamıyorsa, özgürlükten söz edilemiyorsa orada ruh sağlığından söz edilebilir mi?

Travma Neden Politiktir?

Bireysel psikolojiyi etkileyen en büyük faktörlerden biri, içinde yaşanılan toplumsal düzendir. Çocukluk döneminde istikrarlı bir bakım alamayan, eğitimde fırsat eşitsizliğine maruz kalan, temel haklarına erişimi kısıtlanan bireylerin; yetişkinlikte psikolojik sağlamlık ve dayanıklılık geliştirmesi zorlaşır. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca bireyin iç dünyasından değil, yaşadığı ortamdan da etkilenir. Hatta ve hatta birey ötekiyle şekillenir.

Toplumda yaşanan krizler, bireylerin travmatik deneyimlerini artırır ve kolektif bir ruhsal yaralanmaya neden olur. 

Örneğin:

Ekonomik krizler; belirsizlik ve kaygıyı artırarak depresyon ve tükenmişliğe sebep olur.

Savaşlar ve göç, yalnızca fiziksel değil, derin psikolojik izler bırakır.

Hukuksuzluk ve adaletsizlik, bireylerde çaresizlik ve güvensizlik duygusuna yol açar.

Ayrımcılık ve eşitsizlik, bireyin kendilik algısını ve aidiyet hissini zedeler.

Böyle bir ortamda bireysel psikoterapi yeterli midir? 

Elbette psikoterapi bireysel dayanıklığı artırır ancak toplumsal yapıyı değiştirmedikçe sürdürülebilir bir iyileşmeden söz etmek zor olur.

Toplumsal İyilik Hali Neden Önemli?

Toplumun ruhsal iyiliği; güven, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi değerlerin korunmasına bağlıdır. Bir bireyin iyi olması, ötekilerin de iyi olduğu bir düzen içinde mümkündür. Bir psikolog olarak bireysel travmalarla çalışırken, toplumsal düzeyde travma yaratan dinamikleri de görmezden gelmem mümkün değildir.

Yanı sıra psikolog olarak meslek etik değerlerimi göz ardı etmeden günümüz dünyasına revize edilmesi gerektiğini, özellikle toplumsal yani aslında çok sık kullandığım kolektif travmalarda daha çok ses çıkarmamız gerekiyor.

Kolektif travmalar nesiller arası aktarımlarla da kendisini bugün hala gösterir, bizimle başlamadı fakat bizimle iyileştirilebilir.

Bu yüzden, ruh sağlığı sadece kişisel bir mesele değildir. Herkes için eşit, adil ve özgür bir yaşamın sağlanması, kolektif ruhsal iyilik halinin temel şartıdır.

Peki, Neler Yapabiliriz?

Anayasal hak ve özgürlükleri savunmak, hepimizin öncelikli sorumluluğudur.

Toplumsal adaleti savunmak, psikolojik iyilik halini destekler.

Bireysel olarak farkındalık geliştirmek, politik süreçlere duyarsız kalmamayı gerektirir.

Ruh sağlığı çalışanları olarak; yalnızca bireylerin travmalarıyla değil, bu travmaları derinleştiren toplumsal yapılarla da ilgilenmeliyiz. Çünkü bireyin ruh sağlığı, toplumun ruh sağlığından bağımsız değildir.

​​Bir gün değil, her gün ses çıkar! Yarın değil, şimdi ses çıkar!

Şimdi sormak isterim:

➡️ Ruh sağlığınızın toplumsal faktörlerden nasıl etkilendiğini hiç düşündünüz mü?

➡️ Psikoloji ve politikayı bir arada ele almak nasıl geliyor?

Yorum Yapın